13 12 2007

uzak

Birkaç gündür Hümeyra'dan Kördüğüm'ü dinliyorum. Şarkıdaki iki cümle sürekli kafamda tekrarlanıyor : "öyle uzak ki yerim, uzakları aşıyor. bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor" Ne gariptir ki benim payıma da hep uzaklıklar ve özlemler düştü. Çocukluğumda göçebe hayatımız sebebiyle tanıştığım özlem duygusu yerleşik hayata geçtikten sonra da devam etti. Öyle ki bünyemin aralıksız barındırdığı belki de tek duygu bu oldu. Kimini gittikten sonra sevdiğimi ve özlediğimi fark ettim. Kimi daha yola düşmeden içime acı düşmüştü. Kimini söke söke atıp uzaklara fırlattım, bumerang gibi geri döndüler kalbime. Hiçbir kitabını okumadığım Elif Şafak uzak sevgiye dair şöyle diyor bir kitabında: " insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçeminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir.karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. yakına bakarkende küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. uzağın payına karanlık düşer. zaten karanlığı kimse yakında görmek istemez. âşık olunca da büyür göz bebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka [göz bebeğim!] diye hitap edilir." Benim gözbebeğim de daima büyük kalacak sanırım. Uzak olsa da en yakınımda olanları seveceğim hep. Edip Cansever'in dediği gibi,
"Öyle dağıldık ki hepimiz/Her günün geçmesi bir gerçek oluyor/Seninle her uzaklık gibi böyle.. "

0 yorum: